27 Kasım 2014 Perşembe

Minik Lambalar...

Son zamanlarda minik lambalardan oluşan koleksiyonum büyümeye başladı :)

Alt fotoğraftaki çini lamba geleneksel İznik desenleriyle bezenmiş.


Bu fotoğraftaki ise lamba görünümlü bir biblo.Üzerindeki desenler ise Bilecik Kınık desenleri.Tabi ki bu lambayı yapan Osman Menteş ustamı unutmamak gerekir.
Bu da sabundan yapılma bir başka minik lamba.
 Seramik bir lamba fakat camı dantel örtülü 
İznik desenli bir başka lamba


8 Kasım 2012 Perşembe

Paris'de yaşayan değerli hocam Ara Kebapçıoğlu'nun web sayfası eğer lambalara ilginiz varsa muhakkak ziyaret etmenizi öneririm.

http://lumiara.perso.neuf.fr/lumiara/

Yeni Lambam

Merhabalar,

Lambayı ilk gördüğümde kristal ve kesme cam bohem gaz haznesi çok hoşuma gitmişti.


Metal kısımları darbe görmüş ve kısmen yamulmuştu.Onları düzelttikten sonra üstüne eski sahibinin orjinal bekini bulamadığı için  ilave ettiği yeni beki çıkartıp eski bek çemberine uyan Amerikan malı Gem Artic beki kullandım.

5 Kasım 2012 Pazartesi




Merhaba;

     
           Gaz lambalarının büyülü dünyasıyla tanışmam bundan 15-16 yıl öncesine dayanır.Çocukluğumda  ülkemizde yaşanan elektrik kesintileriyle tanıştığım gaz lambaları o zaman için karanlıktan  kurtaran bir araçtı.Yıllar sonra vazgeçilmez bir tutku halini aldı.
           İlk lambamı,yaşadığım yer olan Eskişehir’deki antikacı Ali Bey’den aldım.Kesme kristal,kulplu olan bu lamba benim için ilk göz ağrısı,en kıymetlisi,koleksiyonumun ilk adımıdır.İlk yıllarda boyutuna,rengine aldırmadan görüntüsünü sevdiğim her lambanın peşine düşerek uzun bir yolculuğa başladım.Daha sonra bu yolculukta ufak boyutta lambalara doğru kendime bir yön verdim.İş ya da turistik her türlü seyahatimde lamba bulma sevdasıyla bazen yolumu değiştirip kasaba ve köylere girip çıkıyorum.Buralarda bulduğum  bir lamba bana sanki yaşama sevinci veriyor.O lambanın kimlerin evini ne zamanlar aydınlattığını düşünmeden edemiyorum.Belki bir kızın çeyizine yardım etmiş, belki de okumasına.Ama sonra işi bitmiş,bir köşeye atılmış.Tozlanmış, kirlenmiş sonrada kendini  üç beş mandal veya bir iki plastik sepete bir eskicinin arabasında bulmuş.Sonra benim evimde baş köşeye yerleşmiş.Tabi yıkanmış temizlenmiş,parlamış bir şekilde.
           Son zamanlarda ufak boyutlarda özellikle renkli camdan veya opalinden imal edilmiş kulplu veya kulpsuz lambalar toplamaktayım.Bu lambalara ülkemizde idare lambası veya şinanay gibi isimler verilmektedir.
            Ülkemizde üretilen veya ithal edilmiş lambalarla ilgili elimde maalesef fazla bir bilgi yok.Bu konuda ben araştırmalarıma devam etmekteyim.Elinde bilgi veya doküman bulunanların benimle irtibata geçmesini rica ederim.
           1855 civarında ham petrolün Pennsylvania’da rafine edilmeye başlanmasından sonra gaz yağı için özel olarak üretilmiş lambalar,önce Amerika’dan Avrupa’ya ithal edilmiş sonra 1863 den itibaren eski dünyada üretilmiş.Gazyağı lambalarının en ilginç modelleri Avusturya ve Almanya’da patentlenmiş,bunun yanı sıra Fransa ve İngiltere’de de güzel lambalar üretilmiştir.
            Gaz lambaları,gazyağının içine doldurulduğu hazne kısmı,ışığı yaratan makine kısmı,gazyağını makine kısmına ulaştıran pamuktan dokunmuş yassı veya boru şeklindeki fitil ve aleve hava temin etmek için çekim yaratan cam şişeden oluşur.
            Makine kısmına Almanca’da Brenner,Fransızca’da Bec ve İngilizce’de Burner denir.Avrupa’da üretilen makinelerin en öne çıkanları Kosmos,Duplex ve Matador  tip olanlardır.Kosmos makineler 6-8-10-12-14-15 no ile ifade edilir.Numaralar beklerin büyüklüğü ile doğru orantılıdır.Kosmos’un 14-15 no olanları ile Duplex ve Matador tipi makineler daha büyük boyuttaki lambalarda kullanılır.Benim ilgi alanıma giren küçük  lambalarda ise Sparbrenner,Nachtlichtbrenner,Bajonett-Brenner ve Viyana tipi olarak adlandırılan makineler daha çok kullanılmıştır.Bu bilgiler ülkemizde üretilen veya ithal edilen lambalar için geçerlidir.Bunların dışında daha çok sayıda makine tipi mevcuttur.Bu makinelerden bazıları orijinaline sadık kalınarak Avrupa’da hala üretilmektedir.
            Her makinenin kendine özel biçimde şişesi olmalıdır.Yoksa hava akımı tatmin edecek şekilde oluşmaz,lamba is yapar,kokar.Ülkemizde maalesef buna dikkat edilmemekte boyutu uyan her şişe gelişigüzel şekilde her makinenin üstüne konulmaktadır.Her ne kadar lambayı kullanmasanız da orijinaline sadık kalmak için buna dikkat edilmelidir.
             Lamba üreticilerinin en çok kullandığı maddeler şeffaf veya renkli cam,opalin,bronz,pirinç,tutya,seramik,porselen olmuştur.Lamba üreticileri dönemin moda tarzlarından da etkilenmişlerdir.Örneğin 1900 lü senelerin “Art Nouveau” 1925 lerin “Art Deco” su  gibi.
           Yukarıda alıntı yaptığım bilgilerin sahibi Ara Kebabçıoğlu,benim için bir üstat,bir öğretmendir.Kendisiyle tanışmam lamba koleksiyonculuğumun dönüm noktasıdır.Bilgisi,zevki,lambalara verdiği emek bende her zaman hayranlık uyandırmış ve ufkumu genişletmiştir.Kendisi uzun yıllar önce Türkiye’den ayrılıp Paris’e yerleşmiş.Lamba alım satımı ve restorasyonu ile uğraşmaktadır.İşyeri gerçekten bir müze kıvamındadır.Yolu Paris’e düşenlerin mutlaka uğramasını tavsiye ederim.
           Çocukluğumda,televizyonun yayına başladığı ilk yıllarda izlediğim elektriğin köylerine gelişini kutlayanların kırdığı gaz lambalarını hatırlamak beni o yıllara geri götürüyor.İster istemez kırılan o lambaları üzülerek düşünüyorum.