Merhaba;
Gaz
lambalarının büyülü dünyasıyla tanışmam bundan 15-16 yıl öncesine
dayanır.Çocukluğumda ülkemizde yaşanan
elektrik kesintileriyle tanıştığım gaz lambaları o zaman için karanlıktan kurtaran bir araçtı.Yıllar sonra vazgeçilmez
bir tutku halini aldı.
İlk
lambamı,yaşadığım yer olan Eskişehir’deki antikacı Ali Bey’den aldım.Kesme
kristal,kulplu olan bu lamba benim için ilk göz ağrısı,en
kıymetlisi,koleksiyonumun ilk adımıdır.İlk yıllarda boyutuna,rengine aldırmadan
görüntüsünü sevdiğim her lambanın peşine düşerek uzun bir yolculuğa
başladım.Daha sonra bu yolculukta ufak boyutta lambalara doğru kendime bir yön
verdim.İş ya da turistik her türlü seyahatimde lamba bulma sevdasıyla bazen
yolumu değiştirip kasaba ve köylere girip çıkıyorum.Buralarda bulduğum bir lamba bana sanki yaşama sevinci veriyor.O
lambanın kimlerin evini ne zamanlar aydınlattığını düşünmeden edemiyorum.Belki
bir kızın çeyizine yardım etmiş, belki de okumasına.Ama sonra işi bitmiş,bir
köşeye atılmış.Tozlanmış, kirlenmiş sonrada kendini üç beş mandal veya bir iki plastik sepete bir
eskicinin arabasında bulmuş.Sonra benim evimde baş köşeye yerleşmiş.Tabi
yıkanmış temizlenmiş,parlamış bir şekilde.
Son
zamanlarda ufak boyutlarda özellikle renkli camdan veya opalinden imal edilmiş
kulplu veya kulpsuz lambalar toplamaktayım.Bu lambalara ülkemizde idare lambası
veya şinanay gibi isimler verilmektedir.
Ülkemizde
üretilen veya ithal edilmiş lambalarla ilgili elimde maalesef fazla bir bilgi
yok.Bu konuda ben araştırmalarıma devam etmekteyim.Elinde bilgi veya doküman
bulunanların benimle irtibata geçmesini rica ederim.
1855
civarında ham petrolün Pennsylvania’da rafine edilmeye başlanmasından sonra gaz
yağı için özel olarak üretilmiş lambalar,önce Amerika’dan Avrupa’ya ithal edilmiş
sonra 1863 den itibaren eski dünyada üretilmiş.Gazyağı lambalarının en ilginç
modelleri Avusturya ve Almanya’da patentlenmiş,bunun yanı sıra Fransa ve
İngiltere’de de güzel lambalar üretilmiştir.
Gaz
lambaları,gazyağının içine doldurulduğu hazne kısmı,ışığı yaratan makine
kısmı,gazyağını makine kısmına ulaştıran pamuktan dokunmuş yassı veya boru
şeklindeki fitil ve aleve hava temin etmek için çekim yaratan cam şişeden
oluşur.
Makine
kısmına Almanca’da Brenner,Fransızca’da Bec ve İngilizce’de Burner
denir.Avrupa’da üretilen makinelerin en öne çıkanları Kosmos,Duplex ve
Matador tip olanlardır.Kosmos makineler
6-8-10-12-14-15 no ile ifade edilir.Numaralar beklerin büyüklüğü ile doğru
orantılıdır.Kosmos’un 14-15 no olanları ile Duplex ve Matador tipi makineler
daha büyük boyuttaki lambalarda kullanılır.Benim ilgi alanıma giren küçük lambalarda ise
Sparbrenner,Nachtlichtbrenner,Bajonett-Brenner ve Viyana tipi olarak
adlandırılan makineler daha çok kullanılmıştır.Bu bilgiler ülkemizde üretilen
veya ithal edilen lambalar için geçerlidir.Bunların dışında daha çok sayıda
makine tipi mevcuttur.Bu makinelerden bazıları orijinaline sadık kalınarak
Avrupa’da hala üretilmektedir.
Her
makinenin kendine özel biçimde şişesi olmalıdır.Yoksa hava akımı tatmin edecek
şekilde oluşmaz,lamba is yapar,kokar.Ülkemizde maalesef buna dikkat edilmemekte
boyutu uyan her şişe gelişigüzel şekilde her makinenin üstüne konulmaktadır.Her
ne kadar lambayı kullanmasanız da orijinaline sadık kalmak için buna dikkat
edilmelidir.
Lamba
üreticilerinin en çok kullandığı maddeler şeffaf veya renkli
cam,opalin,bronz,pirinç,tutya,seramik,porselen olmuştur.Lamba üreticileri
dönemin moda tarzlarından da etkilenmişlerdir.Örneğin 1900 lü senelerin “Art Nouveau”
1925 lerin “Art Deco” su gibi.
Yukarıda
alıntı yaptığım bilgilerin sahibi Ara Kebabçıoğlu,benim için bir üstat,bir
öğretmendir.Kendisiyle tanışmam lamba koleksiyonculuğumun dönüm
noktasıdır.Bilgisi,zevki,lambalara verdiği emek bende her zaman hayranlık
uyandırmış ve ufkumu genişletmiştir.Kendisi uzun yıllar önce Türkiye’den
ayrılıp Paris’e yerleşmiş.Lamba alım satımı ve restorasyonu ile
uğraşmaktadır.İşyeri gerçekten bir müze kıvamındadır.Yolu Paris’e düşenlerin
mutlaka uğramasını tavsiye ederim.
Çocukluğumda,televizyonun yayına başladığı ilk yıllarda izlediğim
elektriğin köylerine gelişini kutlayanların kırdığı gaz lambalarını hatırlamak
beni o yıllara geri götürüyor.İster istemez kırılan o lambaları üzülerek
düşünüyorum.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder